Daha fazla bilgi için KVKK bilgilendirmemizi, çerez kullanım ve gizlilik koşullarını inceleyebilirsiniz.
Oturum yönetimi, güvenlik ve temel site işlevleri için gereklidir. Bu çerezler olmadan site düzgün çalışmaz ve devre dışı bırakılamaz.
Ziyaretçilerin siteyi nasıl kullandığını anonim olarak ölçeriz. Hangi sayfaların popüler olduğunu ve kullanıcıların nerede zorluk yaşadığını anlamamıza yardımcı olur.
Size ve ilgi alanlarınıza uygun reklamlar göstermek için kullanılır. Kapatırsanız reklamları görmeye devam edersiniz, ancak daha az alakalı olabilirler.
DOĞANIN VE TARİHİN BEYAZ MUCİZESİNE YOLCULUK
Gece boyunca süren yolculuğumuzun ardından sabah saatlerinde vereceğimiz serbest kahvaltı molası ile güne enerjik bir başlangıç yapıyoruz. Kahvaltımızın ardından, doğanın en özel oluşumlarından biri olan ve “Türkiye’nin Maldivleri” olarak bilinen Salda Gölü’ne ulaşıyoruz. Yaklaşık 184 metreye ulaşan derinliğiyle Türkiye’nin en derin göllerinden biri olan Salda, bembeyaz kumsalları ve turkuaz suyu ile ziyaretçilerine eşsiz bir manzara sunmaktadır. Burada vereceğimiz fotoğraf molasının ardından bu doğal güzelliğe veda ediyoruz.
Salda Gölü gezimizin ardından belirlenen saatte hareket ederek Pamukkale bölgesine ulaşıyoruz. Dünyada benzeri yalnızca İtalya’da görülen, bembeyaz travertenleri ile büyüleyen Pamukkale Travertenleri, bizleri adeta masalsı bir atmosfere davet ediyor. Yürüyüş yapılabilen doğal teraslarda gezerken Denizli Ovası’na hakim travertenler üzerinde kısa bir mola veriyoruz ve bu eşsiz doğa harikasını fotoğraflama imkânı buluyoruz.
Gezimizin devamında antik dünyanın önemli merkezlerinden biri olan Hierapolis Antik Kenti’ne ulaşıyoruz. Burada rehberimiz eşliğinde sırasıyla Apollon Tapınağı ve antik çağlarda “Cehennemin Kapısı” olarak bilinen Plutonium (Cin Deliği) hakkında bilgiler alıyoruz. Ardından Anadolu’nun en iyi korunmuş antik tiyatrolarından biri olan Hierapolis Antik Tiyatrosu’nu ziyaret ediyoruz. Bu etkileyici yapı, bizlere binlerce yıl öncesinin yaşamını gözler önüne seriyor.
Tarih ve doğa ile iç içe geçen gezimizin ardından, Denizli’nin dünyaca ünlü tekstil ürünlerini görmek ve alışveriş yapmak üzere bölgedeki tekstil fabrikasına gidiyoruz. Burada verilecek serbest zamanın ardından otelimize geçerek dinleniyoruz.
Sabah otelde alınan kahvaltının ardından otelimizden ayrılarak yaklaşık bir saat sürecek keyifli yolculuğumuzla birlikte Türk turizminin gözbebeği Çeşme’ye ulaşıyoruz. Ege’nin en özel sahil şehirlerinden biri olan Çeşme’de ilk durağımız, II. Beyazıt tarafından 1508 yılında yaptırılan Çeşme Kalesi oluyor. Muhteşem deniz manzarasına sahip bu tarihi yapıyı ziyaret ederek rehberimizden bölgenin tarihi hakkında bilgiler alıyoruz.
Çeşme Kalesi gezimizin ardından Çeşme Çarşısı’nda serbest zaman veriyoruz. Bu süre içerisinde bölgenin kendine özgü atmosferini keşfedebilir, alışveriş yapabilir ve Ege’nin canlı yaşamını yakından hissedebilirsiniz. Serbest zamanın ardından kısa bir yolculukla, antik dönemde Agrillia olarak bilinen günümüzde ise dünyaca ünlü Alaçatı’ya ulaşıyoruz.
Taş mimarisiyle dikkat çeken evleri, dar sokakları, yel değirmenleri ve yıl boyunca esen rüzgârı ile özellikle sörf tutkunlarının gözdesi olan Alaçatı’da keyifli bir serbest zaman geçiriyoruz. Bu eşsiz kasabanın bohem atmosferi eşliğinde gezimizi sürdürüyoruz.
Alaçatı gezimizin ardından Ilıca Plajı’na geçiyoruz. Turkuaz rengi denizi ve ince kumuyla ünlü bu plajda yüzme molası vererek Ege’nin serin sularının tadını çıkarıyoruz. Deniz keyfinin ardından İzmir şehir merkezine doğru hareket ediyoruz.
İzmir’e ulaştığımızda ilk durağımız Konak Meydanı oluyor. Burada şehrin simgesi haline gelen Konak Saat Kulesi ve Kurtuluş Savaşı’nda düşmana ilk kurşunu atan Gazeteci Hasan Tahsin Anıtını görüyoruz. Verilen fotoğraf molasında İzmir’in tarihi ve kültürel dokusunu yakından hissediyoruz.
Programımızın tamamlanmasının ardından dönüş yolculuğuna başlıyor ve bir başka turda buluşmak üzere vedalaşıyoruz.
İlk yorumu siz yapın